|
| Zekat Zekat kimlere verilir ve bilinmesi gerekenler |
![]() |
![]() | | Link Yolla | Paylaş Seçenekler | ![]() |
| | #1 (mesaj linki) | ||||||||
| İmam Hatipli ![]()
Gezmelerde :( Neyim Ben;): İmam Hatipli;) Üye No: 39620 Üyelik tarihi: 17-02-2009 Nerden: Surlu Kent'ten Cinsiyet: Bayan Mesajlar: 4,345
Konular: 2782 Günlük Başlıkları: 6 Ettiği Teşekkür: 339
523 Mesajına 739 Teşekkür
Karizma Puanı: 4013
Tecrübe Puanı:
50
Level : | Öşür Ve Haraç Topraklarının Zekâtı Öşür Ve Haraç Topraklarının Zekâtı İslâm mâliyesine göre başlangıçta topraklar iki statüye tâbi klmarak mütalâa edilmiştir : 1- Öşür Toprakları, 2- Haraç Toprakları. 1- Öşür Toprakları: Bu topraklar, mahsullerinden 1/10 nisbetinde zekât alman topraklardır. Öşre tâbi topraklar sahipleri kendi istekleri ile müslümanlığı kabul eden, yahut harple fetltedilip müslüman fâtihler arasmda ganimet olarak bölüşülen, veya ölü bulunup müslümanlar tarafından İslah edilen topraklardır, 2- Haraç Toprakları; müslümanlar tarafından harple fethedilip muayyen bir vergi ödemek karşlığmda müslüman olmayan sahiplerinin ellerinde bırakılan topraklardır. Öşür Ve Haraç Topraklarının Zekâtı İle İlgili Görüşler Öşür ve haraç topraklarının zekâtı ilim adamları tarafından münakaşa edilmiştir. Bâzı müçtehidler, toprağın ilk devirlerde tâbi kılındığı statüye göre hüküm vermişler, dolayısıyla ilk futû-hat devirlerinde bir toprak haraç toprağı olarak tescil edilmişse, bandan scnra sahibi değişse de o toprağın statüsünün değişmeyeceğine hükm ederek böyle topraklardan hem öşür, hem de haraç verilmesi gerektiğini kabul etmişlerdir. Yukarıdaki görüşü savunanlara karşılık diğer bazı müçtehitler de toprağın sahibi değişince bağlı bulunduğu statünün denmeyeceğini kabul etmekle beraber, böyle bir toprağın sahibi değişerek müslüman eline geçse de, bir topraktan hem öşür hem de haraç alınamayacağını kabul etmişlerdir. Üçüncü bir görüşü müdâfaa edenler de şöyle düşünmüşlerdir: Öşür ve haraç gibi topraktan alman gelirlerin İslâm'ın ilk fütuhatdönemlerinde toprağın bağlı bulunduğu statüye göre değil de sahibinin müslümanlık yahut zimmîlik durumuna bağlı olarak vergi çeşidinin de değişebileceği, dolayısıyla ilk devirlerdeki durumu ne olurca olsun, bugün toprağın sahibi raüslümansa o topraktan öşür sahibi geyr-i müslim zirnmî ise haraç vermesi gerektiğini savunmuşlardır. Şimdi bu görüşleri daha yakından tanımaya çalışalım: a- Bir Topraktan Hem Öşür Hem De Haraç Verilmesi Gerektiğini Kabul Edenler: Bugünki sahibinin durumuna değil de, eskiden toprağın tabî kılındığı statüye bağlı olarak hüküm veren bu görüş sahiplerine göre, eskiden haraç statüsüne bağlı olan bir teprağm sahibi müslüman olsa, yahut böyle bir toprak herhangi bir yolla müslümanın mülkiyetine geçse, toprağın statüsünü değiştirmek mümkün görülmediği için, böyle topraklardan ötürü hem öşür, hem de haraç ödemek gerekir. Başlangıçta öşür veya haraçtan herhangi birinin vacip olması sonradan diğer vergi çeşidinin ona ilâve edilmesine engel değildir. Meselâ; başlangıçta haraç statüsüne bağU olan bir toprağın sahibi müslüman olsa, bu topraktan hem haraç vermesi, hem de ürününden öşür ödemesi gerekir. Başlangıcında haracın vacip elması, sonradan öşürün farz olmasına engel değildir. İkisi birlikte bir sorumluya yükletüebilir. Kaynak: http://www.sanalforum.biz/zekat/76508-osur-harac-topraklarinin-zekati.html İbn-i Ebî Leyla ile İmam Şafiî bu görüşü savunmuşlardır. b- Bir Topraktan Hem öşür Hem Ds Haraç Kabul Edenler: Bazı müçtehidler de yukandakilerin aksine, fütuhat dönemlerinde toprağın bağlandığı vergi statüsünün değişmeyeceği görüşüne sadık kaldıkları halde, bir topraktan hem öşür hem de haraç atmamıyacağını savunmuşlardır. Bu görüşü kabul edenlere göre, haraca bağlı bir toprağın sahibi müsîüraan olsa, yahut böyle bîr toprak iıer hangi bir müsiüman tarafından satın alınsa, yahut miras veya hiba yolu ile bir maslümana intikal etse, -sahibi müslüman elmasına ve bir ibadet olan öşür ile sorumlu olmadı gerekmesine rağmen- öşür ile değil de gayr-i müslim olan eski sahibinin ödemekle sorumlu bulunduğu ve ibadetle ilgisi bulunmayan haraç vergisini ödemesi gerekir. Zira bu görüşü savunanlara görebir topraktan hem öşür, hem de haraç alınamaz. Bu iki vergi bir kimsede bırleşemez. Bu toprağın statüsü de değişemiyeceğinden sahibinin değişmesi ile vergi çeşidi de değişmez. Binaenaleyh eskiden ödenmekte olan haracın verilmesi gerekir. Bir ibadet olan öşüralınmaz. Bu görüş Ebû Hanîfe ve Hanefî Mezhebine bağlı müçtehidler tarafından ittifakla kabul edilmiş olup “Zâhir'ur-Rivaye” (kuvvetli rivayete dayalı) olarak tescil edilmiştir. Ebû Hanîfe Ve Mezhebinin Dayandığı Deliller: Bir toprakta hem öşür hem de haracın toplanamıyacağı, ancak toprağın ilk olarak bağlı bulunduğu statüye göre vergilendirileceği görüşünü kabul eden Ebû Hanîfe ve Mezhebinin dayandığı deliller şunlardır: 1- İbn-i Mes'ûd'dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber Sallellahu aleyhi vesellem şöyle buyuruyor: “Bir müslüman kişinin toprağında hem öşür, hem haraç toplanmaz.” Paylaşım Adına Üyelik istiyoruz :) Bekleme,Düşünme Üye olmak için Tıkla [SaNaL Dünya] “Fıkh'us-Sünne” sahibi Seyyid Sabık, yaptığı araştırmada yukarıdaki hadis ile ilgili olarak şöyle diyor: “Bu hadisin zayıf olduğunda ittifak vardır. Hadis tek yoldan, Yahya b. Anbese yolu ile Ebû Hanîfe'den, İmam Hammad'dan, İbrahim en-Nahal'den, AI-kame'den bize intikal etmiştir.” “Beyhakî Yahya b. Anbese için: güvenilir ravilere isnad ederek uydurma hadis rivayet ettiği sabit bir ravi olduğundan, zayıf bir ravi olduğu apaçık olan bir kişidir,” diyor. “Hanefî âlimlerinden Kemaleddin İbn-i Hümam da bu zatı ve rivayet ettiği hadisleri zayıf olarak vasıflandırıyor.” Paylaşım Adına Üyelik istiyoruz :) Bekleme,Düşünme Üye olmak için Tıkla [SaNaL Dünya] 2- İkinci delil uygulamadaki ittifaktır; Zalim veya adalet sahibi hiçbir müsiüman devlet adamı -insanların mallarını ellerinden almak için türlü hilelere başvurmalarına rağmen- haraca bağlı topraklardan aynı zamanda hem haraç hem de öşür almamışlar, iki vergiyi bir kişide birleştirmernişlerdir. Uygulamadaki ittifak bizim için yeterli bir delil teşkil etmektedir. 3- Üçüncü delil şudur: Haraç ile öşürü ikisi de gelir getirentoprağın bir vazifesi, bir vergisidir, iki vazife bir toprakta toplanmaz. Bu böyle olduğu gibi, iki vecibenin (nıeûnetin) vacip olma sebepleri de birleşemez. Zira haracın vacip olma sebebi toprağın savaş yolu ile ve zor kuvveti ile feth edilmesi ve muharip gazilerin bu topraklarda ganimet hakalrmm sabit bulunmasıdır.öşrün farz olmasının sebebi ise; o belde ahalisinin kendi istekleri ile müslümanlığı ve İslâm hakimiyetini savaşsız olarak kabul etmesidir. Böyle topraklarda hiç kimsenin ganimet hakkı bulunmaması da öşrün farz olma sebeplerindendir. Haraç ile öşrün vacip olma sebepleri arasında tam bir çelişki bulunmaktadır. Bu sebeplerin birleştirilmesi mümkün değildir. İki sebebi bir araya getirmek mümkün olmadığına göre, aynı toprak üzerinde iki hükmü, yani hem öşür hem de haraç sorumluluğunu birleştirmek mümkün değildir. Paylaşım Adına Üyelik istiyoruz :) Bekleme,Düşünme Üye olmak için Tıkla [SaNaL Dünya] Kaynak: http://www.sanalforum.biz/showthread.php?t=76508 Birinci delilde zikr edilen hadis zayıf kabul edilse de, hareket noktası bakımından sosyal adaleti gözetici, vatandaşın ezilmesini önleyici bir özellik taşıması bakımından, Hanefî Mezhebinin bu görüşünü yukarıdaki görüş ile kıyaslamak bile kabil değildir. Bu görüş güzel ve makbul bir düşünce olmakla birlikte. a- Müslümanın üründen vermek zorunda bulunduğu öşrü toprağın bir borcu ve vergisi olarak kabul etmesi, bu noktada öşrü haraç ile bir tutması. b- Müslüman olanla müslüman olmayanı malî sorumluluk bakımından eşit kabul ederek, müslümanı malî ibadetin sevabından mahrum etmesi. c- Özellikle müslüman için sahibine değil de toprağın kendisine bağlı bir görüş arz etmesi bakımından üzerinde düşünülmesi gereken bir görüştür. | ||||||||
|
| | #2 (mesaj linki) | ||||||||
| İmam Hatipli ![]()
Gezmelerde :( Neyim Ben;): İmam Hatipli;) Üye No: 39620 Üyelik tarihi: 17-02-2009 Nerden: Surlu Kent'ten Cinsiyet: Bayan Mesajlar: 4,345
Konular: 2782 Günlük Başlıkları: 6 Ettiği Teşekkür: 339
523 Mesajına 739 Teşekkür
Karizma Puanı: 4013
Tecrübe Puanı:
50
Level : | Cevap: Öşür Ve Haraç Topraklarının Zekâtı Bu Görüşün Tenkidi: Hanefî Mezhebinin kabul ettiği görüşü aşağıdaki noktalaman incelemek gerekmektedir: 1- Baha önce de işaret edildiği üzre, öşür toprağın bir vazifesi değildir. Âyet ve hadislerde açıklandığı üzre öşür müslümanın sahip olduğu toprağın ürününün bir borcu ve vazifesidir. Allah Teâlâ bu ncktayı çek açık bir şekilde beyan ederek şöyle buyuruyor: “Çardaklı ve çardakstz üzüm bağlarını, tacîlan ve yemişleri değişik hurmaları, hububatı, zeytinleri, narları, birbirine hem benzer hem benzemez bir halde meydana getiren Allah'tır. Herbiri mahsı verdiği zaman, meyvesini yeyin ve hasat günü mahsulün hakkım (zekâtını) verin.” Paylaşım Adına Üyelik istiyoruz :) Bekleme,Düşünme Üye olmak için Tıkla [SaNaL Dünya] “Ey inananlar! Kazandıklarınızın en iyisinden ve sizin için topraktan çıkardığımız ürünlerden verin.” Paylaşım Adına Üyelik istiyoruz :) Bekleme,Düşünme Üye olmak için Tıkla [SaNaL Dünya] Sonuncu âyette kazandıklarınızın en iyisinden verin ifadesi, zekât vermeye ve verilen zekâtı malın en iyisinden seçmeye; birde topraktan elde edilen ürünlerin öşrünü ödemeğe işaret buyuruyor. Bu iki âyette de öşrün toprağa değil, topraktan çıkan üıüne ait olduğu açık bir şekilde ifade buyuruluyor. 2- Ebû Saîd el-Hudrî'den rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber sallellahu aleyhi vesellem şöyle buyuruyor: “Hububat maddeleri ile, hurma bes ölçek, deve beş zevd, gümüş beş ûkıyye (250 dirhem) olmadıkça bunlardan zekât vermek gerekmezi” Paylaşım Adına Üyelik istiyoruz :) Bekleme,Düşünme Üye olmak için Tıkla [SaNaL Dünya] Bu hadis-i şerifte zekât ve öşür sorumluluğu tanıtılıyor, fakat öşürde topraktan bahs edilmeyip toprağın ürününden, hurmadan bahs ediliyor; arazi üzerinde elde edilen hurma ürünü beş ölçeğe ulaşınca endan zekât vermek gerektiği açıklanıyor. Öşür eğer toprağın vergisi o!arak farz kılınsaydı o zaman beş ölçek denileceği yerde “Şu kadar dönüm toprak” denilmesi gerekirdi. Böyle olmadı. Aksine bu hadis ve benzeri hadislerde “Beş ölçek-vesak” tâbiri geçiyor. O halde öşrü toprağa bağlı bir vergi kabul etmek bu hadise ve emsaline aykırı düşer. 3- Meyvelerden öşür vermek gerektiği konusunda bütün müçtehidler ittifak halindedirler. Öşrü eğer toprağa bağlı bir vecibe olarak kabul edersek o takdirde beş ölçek meyveden değil de meyve bahçesindeki ağaçlardan belli bîr sayıya göre öşür vermek gerekirdi. Nitekim ülkemizde zeytinlikler satılırken ağaç hesabı ile satılıyor. Fakat böyle bir düşünce hiçbir âiim tarafından ileri sürülmemiş, çıkan meyvaya itibar edilmiştir. 4- Ebu Hanîfe'yo göre kâfir bir kimse bir müslümandarın arazisi satın alsa bu topraktan öşür değil haraç ödemesi gelir. Ancak böyle bir topraktan her yönü ile, müslümanın hukuken alâkasını kesmesi, herhangi bir ortaklığının bulunmaması gerekir. Eğer bir müslüman böyle bir toprağa ortak olursa o takdirde böyle bîr topraktan öşür verilmesi icabeder. Bütün hakları ile müstakil olarak bir müslümandan öşre bağlı bir toprağı satm alan kâiir bir kişi için toprağın statüsü değiştirilerek öşür değil haraç vermesi gerekli kılmıyor. Buna kıyasla bir kâfirin haraca bağlı toprağını satın alan bir müslüman için bu toprağın statüsünün değiştirilmesi ve haraç değil müslümanın ibadeti olan öşür vermesi gerekir. Paylaşım Adına Üyelik istiyoruz :) Bekleme,Düşünme Üye olmak için Tıkla [SaNaL Dünya] Bu içtihad Ebû Hanîfe'nin yukarıda zikr edilen içtihadına ters düşüyor. Kâfir için haraçta toprağa bağlı statü kaldırıldığı halde müslüman için böyle bir değişiklik olmuyor. Oysa bir ibadeti, ifa edebilmek ve sevabına nail olabilmek için müslüman bu değişikliğe kâfirden daha lâyıktır. 5- Ebû Hanîfe'nin görüsüne bakılırsa, asırlarca önce haraç karşılığı kâfirlerin elinde bırakılmış, fakat sonradan müslürnanların eline geçmiş, yahut sahiplen sonradan müsltimanlığı kabul etmiş toprakların bugünki sahiplerinin öşür değil haraç ödemeleri gerekir. Dolayısıyla milyonlarca müslüman mali bir ibadet o'an öşürden mahrum bırakılmış olur. Günümüzde bu sakınca ile birlikte böyle arazilerin sahiplerinden haraç da alınmaması, dolayısıyla tcprak mahsullerindeki fukaranın haklarının çiğnenmesine, sosyal adalet ilkelerinin zedelenmesine ve sosyal dengesizliklerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu gibi topraklarda “Öşür ve haraç bir toprak üzerinde toplanmaz” ilkesinin tam tersi “Ne öşür ne de haraç” alınmaması gerekiyor. Eski statüye göre haraç topraklarından müslüman için öşür vermek gerekmez, düşüncesine dayalı olarak bugün fukaranın topraktaki hakkı çiğnenmekte, ne cşur ne de haraç verilmeden müslümanlar mallarına haram karıştırmakta ve bunun için İslâm dünyası bir türlü kendine gelememektedir. Bu konuda başarı kayd etmiş müslüman milletlerde resmi olmasa da devletin vazifesini yüklenerek özel teşebbüslerle bu malî emirleri tatbik ettiklerini görmekteyiz. Bu da düşüncemizin haklılığını ortaya koymaktadır. Kaynak: http://www.sanalforum.biz/showthread.php?t=76508 Âyet ve hadis-i şerifleri esas aldığımız takdirde bugün müslüman olan herkes beli bir nisaba (bir tona) ulaştığı takdirde sahip olduğu topıağın ürünleı inden 1/10 nisbetincie zekât ödemesi gerekir. Müslümanlar gerek ticari mallarının zekâtını, gerekse ziraî ürünlerinin -ihtiyaçtan artan kısmının ondabiri olan öşrünü eksikliz ödedikleri zaman, ancak sosyal dengesizlikler dertlenecek, anarşi duracak, hak yerini bulacak, haksız kazançlar önlenecek, lokmalar helâl olacak, birbirine düşman guruplar haline gelen müslümanlar tam bir kardeş olarak huzur içinde vaşarna hakkını elde edecek. Âyetlerin hükmü de bunu gösteriyor. İslâm bu konuda öyle mükemmel bir denge unsuru ortayakoymuştur ki, bu emir tatbik edildiği zaman günümüzde dünyanın bir sorunu halinergelen toprak reformlarına ihtiyaç kalmaz. Kira İslâm, toprağın kendisi yerine ürününün onda birini her yıl fakirlere parasız dağıtmayı emr ediyor. Bu yol, büyük toprak sahiplerini topraklarım azaltmaya sevk edici tesirli bir mücadele yoludur. Büyük toprakların sahibi kişiler, ya hayır olarak, bir vecibe olarak elde ettikleri ürünlerin onda birini parasız dağıtacaklar, yahut bunu yapmak istemezlerse fakirleri parasız beslememek için topraklarının ihtiyaçtan fazla kısmını bunlara parasız olarak, veya cüzî fiyatlarla verecekler. Böylece topraksız fakirler, kencti emekleri ile geçimlerini kendileri sağlamış olacaklar. Dolayısıyla her iki durumda da fakirler ezilmekten kurtarılmış olacaktır. Kaynak: http://www.sanalforum.biz/showthread.php?t=76508 c- Haraç Topraklarının Öşür Toprağı Olabileceği Görüşü: Hanefî. Mezhebine göre, başlangıçta haraç toprağı hükmü konulan kâfir kişiye ait bir toprak sonradan bir müslüman tarafından satm alınırsa, yahut sahibi müslüman olursa sahibi müslüman olmasına rağmen bu toprak öşür toprağı yerine haraç arazisi statüsünde mütalâa edilerek mahsulünden öşür lâzım gelmediğini belki bu toprağın haraca tâbi olduğunu yukarıda kayd etmiştik. İmam Mâlik hazretleri ise böyle toprakların statüsünün sahibine bağlı olarak değişebileceğini ve haraca değil öşre tâbi olacağını kabul etmiştir. Bunun gibi sahibi müslüman olursa, yahut böyle bir toprak müslüman tarafından satın alınırsa, yine bu topraktan haraç yerine ürününden öşür alınır. Bu görüşü savunurken İmam Mâlik'in ileri sürdüğü deliller şunlardır: | ||||||||
|
| | #3 (mesaj linki) | ||||||||
| İmam Hatipli ![]()
Gezmelerde :( Neyim Ben;): İmam Hatipli;) Üye No: 39620 Üyelik tarihi: 17-02-2009 Nerden: Surlu Kent'ten Cinsiyet: Bayan Mesajlar: 4,345
Konular: 2782 Günlük Başlıkları: 6 Ettiği Teşekkür: 339
523 Mesajına 739 Teşekkür
Karizma Puanı: 4013
Tecrübe Puanı:
50
Level : | Cevap: Öşür Ve Haraç Topraklarının Zekâtı 1- Haraç, gayr-i müslimlerden alındığı için zillet manasını eder. Müslüman kendisini alçaltacak böyle bir vergi ile sorumlu tutulamaz. 2- Toprağın haracı kişi başına alınır. Sahibi müslüman olanböyle bir topraktan haıaç vergisi düşer, öşür vermekle sorumlu tutulur. Paylaşım Adına Üyelik istiyoruz :) Bekleme,Düşünme Üye olmak için Tıkla [SaNaL Dünya] Hanbeli Mezhebi de aynı görüşü kabul etmiştir. Bu Mezhebe göre, mülkiyeti ellerinde kalmak üzere, belli bir vergi (haraç) ödeme karşılığında'sahipleri ile anlaşma yapılan topraklardan haraç alınır. Bu haraç, kişi başına alınan cizye gibi bir vergidir. Bu gibi toprakların sahipleri müslüman olunca haraç düşer. Bu toprak bir müslümana intikal ederse eski sahiplerinden haraç alınmaz. Fakat müslümanın eline geçince bu topraktan haraç değil öşür alınması gerekir. Hanbeli Mezhebinin konu ile ilgili olarak dayandığı deliller şunlardır: 1- Ala b. Hadremî'den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle çınlatıyor: “Resûlullah sallellahu aleyhi vesellem beni Bahreyn ile Hecr denilen yere zekât memuru olarak gönderdi. Benze kardeşler arasında ortak olan bir bahçeye geliyordum. Bunlardan biri müslüman oluyordu, ben de ondan haraç değil öşür alıyordum.” Paylaşım Adına Üyelik istiyoruz :) Bekleme,Düşünme Üye olmak için Tıkla [SaNaL Dünya] Kaynak: http://www.sanalforum.biz/showthread.php?t=76508 2- Yukarıda zikri geçtiği üzre En'am süresinin 241. âyetinde beyan edilen “Sizin için yerden çıkardığımız ürünlerden înfak edin” âyeti ile, “Yağmur suyu ile sulanan topraklarda öşür vermek gerekir” hadisi ve benzeri umumî mana taşıyan hadis-i şeriflerdir. Bu âyet ve hadisler müslümanın sahip olduğu topraklardan ötürü öşür vermesini gerektiriyor. İmam Ahmed b. Hanbel'e göre Medine gibi sahipleri müslüman olan topraklardan da öşür alınması gerekir. Savaş neticesinde elde edilip sahip'eri elinde bırakılan toprakların gelirinden haraç ödenmesi gerekir. Müslümana ait olan böyle bir topraktan nisap miktarı ürün (beş vaşak) elde edilirse bu ürünlerden ondabir nisbetinde zekât alınır. Eğer toprağın ürünü nisap miktarına ulaşmıyorsa, yahut müslümana ait değilse ondan öşür değil haraç vermek gerekir. Zira müslüman o'rnayan zekât ile sorumlu değildir. Bütün haraç topraklarında hüküm böyledir. Bu görüş Ömer b. Abdil-Aziz, Zührî, Yahya el-Ansarî, Rebîa, Evzaî, Mâlik, Sevri, Muğire, Leys, Hasan b. Salih, diğer bir rivayete göre İbn-i Ebî Leylâ, İbn-i Mübarek, diğer bir rivayete göre Şâfii, İshak ve Ebû Ubeyd tarafından benimsenmiştir. Abduhah b. Mübarek görüşünü müdâfaa ederken şöyle diyor: “Allah Teâlâ: “Sizin için yerden çıkardığımız ürünlerden verin) buyuruyor. Bizler ise Ebû Hanîfenin sözü ile Kur'ân'ın hükmünü terk ediyoruz” Paylaşım Adına Üyelik istiyoruz :) Bekleme,Düşünme Üye olmak için Tıkla [SaNaL Dünya] Son devir Hanefî âlimleri Mısır ve Şam gibi eskiden topraklan haraç statüsüne' tâbi kılman ülkelerin bugünki statüsünün değişeceği, sahiplerinin ölümü ile devlet hazinesine intikal ettiğinden, böyle topraklardan haraç yükümlülüğünün kalkacağı hakkında fetva vermişlerdir. Haraç vergisi üzerinden düşürüldükten sonra bir müslüman bu toprağı sağlam bir yol ile satmalıp ona sahip olursa, bu kimseye o topraktan ötürü haraç vermek gerekmez. Yukarıda bahs edildiği gibi, böyle bir topraktan haraç, sorumluluğu düşerse, geride o müslümanın sorumlu olacağı öşür kalır. Zira bütün müslümanların sahip oldukları topraklarda asi olan sorumluluk ve vazife öşürdür. Dolayısıyla böyle bir toprakta iş aslına döner. | ||||||||
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| |
Sizin İçin Seçilmiş Özel Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Balın Zekatı | SüKuT-u LeyL | Zekat | 3 | 12-09-2009 16:05 |
| Arsaların Zekâtı | SüKuT-u LeyL | Zekat | 0 | 12-09-2009 12:43 |
| Rehin Malin Zekâtı | SüKuT-u LeyL | Zekat | 0 | 12-09-2009 12:40 |
| Zinet Eşyasının Zekâtı: | SüKuT-u LeyL | Zekat | 0 | 13-08-2009 13:48 |
| Su Ürünlerinin Zekâtı | SüKuT-u LeyL | Zekat | 0 | 13-08-2009 13:30 |